Sunday, 17 July 2016

2.Haku Dağı Vorteksi ve Barış Duası

Ruh kardeşim bildiğim, Japon bir dost Ryu-kun. Bir şifacı, kanal ve ışık işçisi. Haku Dağına tırmanacağını söyleyince bir an bile düşünmeden, ben de geleceğim dedim. Bu defa Yuuka'yı ve Maya'yı evde bırakarak tek başıma gittim. Bu çağrı banaydı. İçimden bir ses, Japonya'nın 3 kutsal dağından biri olan Haku-san'ın da Dünya çakra ve ya vortekslerinden biri olduğunu söylüyordu. Oraya gitmek, o dağa tırmanmak ve Haku'nun enerjisi ile bir ses şifa chanting'i yapmak görevini hissettim. Bu görevden Ryu'ya bahsetmedim.



8 saatlik bir otobüs yolculuğu sonunda Kanazawa ismindeki bir şehrin otobüs terminalinde buluştuk.
Bana söylediği ilk şeylerden biri bu yolculuğu yapmasının sebebinin ruhani bir amacı olduğuydu.
''Dünya barışı için tırmanmak ve Haku'nun zirvesinde gün doğumunda dua etmek.''
Şu resmi telefonundan göstererek konuşmaya devam etti.



 ''Burası herhangi bir yer değil. Önemli bir enerji vorteks alanı.''
(resimdeki üçgenin sağ köşesi Haku dağı, tepe noktası Fuji dağı ve sol köşesi şu an ismini hatırlayamadığım başka bir dağ. Üçgen, lay lines olarak bilinen, vorteksleri birbirine bağlayan enerji ağının kolları)

Ondan duyduğum bu bilgiyle gözlerim parladı. Ben de tam bu amaçla geldim kardeşim dedim.
O gün hazırlıklarımızı yaptık. Günlerdir süren yağmur kısa bir ara vermişti ama yine başlayacağı belliydi. İnsanlar dağa çıkmanın tehlikeli olabileceğini söylüyorlardı. Biz ise yalnızca geliş amacımıza güvendik

O gün dağ eteğindeki, Dağ'ın ana tapınağına gittik ve yolculuğumuzun kutsanması ve desteklenmesi için evrene seslendik, Yaratan'dan yardım diledik.


Dağın Kutsal Dişi enerjisi, Ryu'ya ''Sizi zirvede bekleyeceğiz'' dedi.  

15 temmuz sabahı erken saat yatağımızdan kalktığımızda çatıyı delercesine kuvvetle yağmur yağıyordu. Giyindik ve bize katılacak olan 3 yoldaşımızla buluşup dağın eteğine gittik.

 Aralıklı yağan yağmur altında 6 saat kadar yürüyüş ve tırmanış yaptıktan sonra 2400 metre seviyesindeki konaklama evine vardık.




Geceyi orada geçirecek ve sabah 3 de kalkıp gün doğumunu zirvede görebilmek için yeniden yola düşecektik. Tabii güneşi görüp görmeyeceğimiz şüpheliydi...

O akşam meditasyon ile dağın enerjisini dinledim. Enerji bir girdap halinde yerden göğe doğru yükselen bir enerjiydi. Yani bu bir çakra değil vorteks alanıydı. Yer enerjisinin büyük çaplı bir spiral olarak göğe yükseldiği bu alanda insan varlığının sıkışmış duygu enerjileri de serbest kalabilmek için
bilincin yüzeyine doğru yarış yapıyor. Bu etki altında uykuya daldık. Bütün gece boyunca kabuslar gördüm. Karanlığı gördüm. Türkiye karanlıktı ve annem sıkıntılıydı. 15 temmuz gecesiydi.

16 temmuz sabah saat 3' te yıldızlar altında tırmanmaya başladık. Kara bulutlar dağılmıştı.
1 saat içinde zirveye vardık. Büyük bir kayanın üstünde  1 şinto budist rahibi ayakta durmuş,
güneşin doğacağı noktaya doğru bakıyordu. Sonra oradakilere seslendi.
''Bir süredir bu zirveden güneşin doğuşuna şahitlik eden ilk insanlarsınız. Bunu dua ederek kutlayalım. Dünya barışı için dua edelim'' dedi.
Yüreğimiz pır pır etti. Zirveye tırmanmış 30 kadar insan, hep beraber dünya barışı için dua ettik.

'Ve öyledir' anlamına gelebilecek bir japon kelimesiyle 3er kere duamızı mühürledik,
coşkulu ve kuvvetli seslerle.. BANZAİ BANZAİ BANZAİ



Sonra bir kayanın arkasına rüzgardan sığınıp singing bowl - Tibet çanağı çalarak dünya barışı için
chanting yaptık.




3 saat kadar sonra da ses ile şifa chanting'ini kayıt edebileceğimiz uygun yeri bulduk.
Haku-san'ın yukarı doğru çeken enerjisi ses kayıdı yaptığım tablette garip bir etkime yarattı.
mikrafonu hiç oynatmadığımız halde, hava rüzgarsız ve uygun olduğu halde dinlerken anlayacağınız
tuhaf bir ses efekti oluşmuş.(Sesler yakınlaşıp uzaklaşıyor)
Lütfen kulaklık ile gözlerinizi kapatarak dinleyin. Şifalanmak, duygu ağırlıklarınızı serbest bırakmak niyetiyle meditasyon yaparak dinleyin... Sesleri iki kaşınızın üstünden, alnınızın ortasından, kafatasınızın içinden doğuyormuşçasına dinleyin... Şifa olsun...



---
Sonra eve dönüş yolculuğumda internete girme ve haberlere bakma şansım oldu. Türkiye'de olmuş ve olmakta olan kaostan ve caniliklerden haberim oldu. Hiçbirşeyin gözüktüğü gibi olmadığını, sebeplerin enerji dünyasından doğduğunu ve karanlık tarafından desteklendiğini hissettim. Öfke duymadım, intikam istemedim. Yalnızca barış ve aşk diledim herkes için.

O  karanlık da acı çekiyor. Bu yokolocağını bilmenin acısı. Yokolmadan önce olabildiğince zarar vermek derdinde. Kendine yandaşlar bulmuş karanlık. Son oyunlarını onlar aracılığıyla yapıyor.

Korkunun, öfkenin, acının bilincimizi ele geçirmesine izin vermeyelim. Dua edelim, meditasyon yapalım, ışık olalım, ışıyalım.

Bu hep söylenen, gün doğumundan önceki karanlık.. 26 bin yıl süren bir gün... Uzun bir gün... Ve gün doğmak üzere.

ve gün doğsun bütün varlıklar için
bütün varlıklar aydınlansın.    
Şükürler olsun.

1 comment:

  1. Çok teşekkürler harika bir meditasyon yaptım kaydınızı dinleyerek. Şifa olsun dünya ve evrene. Sağ olun var olun ������

    ReplyDelete